Mirasın Reddi

Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güç ise zalim.

Pascal

Mirasın Reddi Nedir?

Mirasçılar, mirasbırakanın ölümüyle mirası bir bütün olarak kanun gereği kazanırlar.
Ancak kanun gereği kendiliğinden geçen mirasın mirasçılar tarafından istenmemesi durumunda
kanun koyucu tarafından mirasın reddi müessesi öngörülmüştür. Mirasın reddi ve hükümleri
4721 sayılı TMK 605 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre mirasın reddi, tek taraflı
kullanılan bozucu yenilik doğuran bir hak olup, yasal ve atanmış mirasçılar tarafından
kullanılabilmektedir.

Gerçek Ret

Mirasçıların kanun gereği intikal eden mirası edinmek istememeleri halinde TMK madde
606’ya göre yasal mirasçılar mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri, vasiyetname ile atanmış
mirasçılar mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren üç ay
içinde mirası reddebilirler. Üç aylık süre hak düşürücü olup, bu süre içinde mirasın
reddedilmemesi haline miras kayıtsız şartsız kabul edilmiş sayılır. TMK 615’e göre istisnai
hallerde sulh hukuk mahkemesinden ret süresinin uzatılması istenebilir. Önemli sebeplerin
varlığı halinde hakim, yasal veya atanmış mirasçıya tanınmış ret süresini uzatabilir veya yeni bir
süre tayin edebilir.
TMK 610/2’ye göre ret süresinin dolmasından önce mirasçının açık kabul beyanında
bulunması, mirasçı sıfatıyla tereke işlemlerine karışması, terekenin olağan yönetimi niteliğinde
olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için mutad olmayan işler yapılması ya da
mirasçının tereke mallarını gizlemesi veya kendine mal etmesi durumunda, ret süresi dolmamış
olsa dahi mirası reddedemez. Açık kabul beyanı, yazılı veya sözlü olarak murisin son yerleşim
yeri sulh hukuk mahkemesinde yapılabilir. Ancak bu usul zorunlu olmayıp, mirasçının ilgili
kişilere kabul beyanında bulunması halinde de geçerlidir.
Mirasın reddini isteyen yasal veya atanmış mirasçılar, sulh hukuk mahkemesine yazılı
veya sözlü beyan ile başvurabilirler. Ret beyanının gerekçeli olması gerekemez. Hakim, yazılı
veya sözlü yapılan ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Reddin kayıtsız şartsız yapılması
gerekmektedir. Örneğin murisin borçlarının reddedilip, aktif malvarlığının kabul edilmesi
mümkün değildir. Usule uygun yapılmış ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh hukuk
mahkemesince özel kütüğüne yazılır. Reddeden mirasçının talep etmesi halinde kendisine reddi
gösteren bir belge verilir.
“Bir mirasçı, mirası ret için gerekli süreyi geçirdikten ve mirası kabul etmiş sayılmasından sonra
yasaya aykırı olarak sulh hukuk mahkemesinde reddi tescil ettirmiş ise, tereke alacaklılarının bu usulsüz
tescili iptal, geçersizliği hüküm altına aldırmak için, hukuki yararları olması sebebiyle dava açma hakları
vardır.”

Mirasın Reddi Eskişehir Avukat

Hükmi Ret

4721 sayılı TMK 605/2’ye göre ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça
belli veya resmen tespit edilmişse ayrıca ret beyanına gerek olmaksızın miras reddedilmiş
sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2008/4-332 E., 2008/336 sayılı kararının “…İkinci fıkras
“Ölümü halinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras
reddedilmiş sayılır” hükmünü amirdir. Bu hüküm bir karinedir. Konumuzu veyadan
önceki cümle ilgilendirmektedir. Türk Kanunu Medenisi’nin 545. maddesinin sadeleştirilmiş şekli aynen
kaleme alınmıştır. Türk Medeni Kanunu, “hakiki redde” süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu “hükmi reddin” sonuç doğurması
için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörmemiştir. Öyle ki; reddin kendiliğinden oluştuğu
kabul edilip, mirasın açılması ile kendiliğinden mirasçılara intikal edeceği ( TMK. m. 599 )yönündeki
kurala bir istisna getirilmiştir. Eğer mirasçı olabilecek kişi sarih irade beyanıyla ya da Türk Medeni
Kanunu’nun 610. maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş ise, zaten
yapılabilecek bir işlem kalmamıştır…” gerekçesiyle ifade edildiği gibi gerçek retten farklı olarak
hükmi rette mirasbırakanın ölümü ile birlikte miras kendiliğinden mirasçılara intikal etmeyecektir,
meğerki mirasçı açıkça mirası kabul etmiş olsun veya yukarıda TMK 610/2’de zikredilen
davranışlardan birini gerçekleştirsin. Nitekim bu husus Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/5093 E.,
2017/2120 sayılı “…Dava miras bırakanın yasal mirasçıları tarafından açılmıştır. Davacılar miras
bırakanın ölüm tarihinde, terekesinin borca batık olduğunu belirtip bu sebeple terekenin borca batık
olduğunun tespitine kararı verilmesini talep etmişlerdir ( TMK. m. 605/2 ). Yasal mirasçılar, terekenin
olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın
dışında işleri yapmamış olmaları veya terekeyi sahiplenmemiş bulunmaları halinde terekenin ölüm
tarihinde borca batık olduğu yönünde tespit kararı verilmesini isteyebilirler. Terekeyi sahiplenmiş olan
veya sahiplenme anlamına gelen işleri yapan mirasçıların, bundan sonra terekenin borca batık olduğunu
ileri sürmeleri Türk Medeni Kanununun dürüstlük kuralına aykırı olur. Hakkın açıkça kötüye
kullanılmasını da hukuk düzeni korumaz…” karar gerekçesinde de ifade edilmiştir.
Mirasbırakanın aczinin kabul edilebilmesi için, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2008/4-332
E., 2008/336 sayılı kararının “…Bu açıklamalardan anlaşıldığı gibi, miras bırakanın taşınır, taşınmaz
hiçbir malı olmadığı gibi, maaşının da bulunmadığı, herhangi bir işte de çalışmadığı belirlenmiştir.
Yani miras bırakanın ödemeden aczi açıkça bellidir. Karinenin doğruluğu somut olayda saptanmış olup,
aksi davacı tarafından ispat edilememiştir…”
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/13823 E., 2017/7231 sayılı kararının “…Mirasın hükmen reddine
dair olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi
halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun
olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. Kurum ve
kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı
ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde
belirlenmesi gerekir…” gerekçeleri ile ifade edildiği gibi murisin aktif malvarlığının bulunmaması,
muris hakkında aciz vesikası bulunması gibi durumlarda aciz halinde bulunduğu kabul
edilmektedir.

Koruma Önlemi Olarak Terekenin Deftere Geçilmesi

TMK 607’da koruma önlemi olarak terekenin deftere geçirilmesinden bahsedilmektedir.
Koruma tedbiri olarak defter tutmada, mirasçılar mirasa tedbir koydurmak için veraset ve intikal
vergisi matrahına girmesi gereken malların kaçırılmasına ilişkin ihtimallerin bulunduğu hallerde
vergi dairesince tereke defterinin tutulmasını talep edilebilmektedir. Tereke defterinin yazılması
sadece vergi dairesinin talebine yönelik olmayıp, mirasçıların mirasla ilgili haklarını da koruyan
bir uygulamadır. Vergi dairesince tereke defterinin tutulması talebinin kabulü halinde, mirası
reddetmek isteyen yasal veya atanmış mirasçılar, yazım işleminin sona erdiğinin sulh hukuk
hakimi tarafından kendilerine bildirilmesiyle başlayacaktır. Ret süresi TMK 606’da zikredildiği
gibi üç aydır.

Ret Hakkının Sonradan Gelen Mirasçılara Geçmesi

TMK 608’e göre mirasçının mirası reddetmeden ölmesi halinde ret hakkı kendi
mirasçılarına geçecektir. Sonradan gelen mirasçılar için üç aylık ret süresi, kendilerinin
mirasbırakanına mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar. Kanun koyucu sonradan gelen
mirasçılar için ret süresine ilişkin koruyucu bir düzenleme getirmiştir. Buna göre ret süresi,
kendilerinin mirasbırakanından geçen mirasın reddi için mirasçıya tanınan süre dolmadıkça
sona ermez. Ancak sonradan gelen mirasçının murisinin mirası reddetmesi ile önceki murisin

mirasçısı halin gelmesi halinde bu mirasçılar için ret süresi, mirasçılar tarafından mirasın
reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlayacaktır.

Mirasın Reddi Sonuçları

Mirasın reddi, reddeden mirasçı bakımından geçmişe yönelik sonuç doğurur. Buna göre
mirasçılık sıfatı geçmişe yönelik olarak sona erecektir. TMK 611’e göre mirasın
paylaştırılmasında reddeden mirasçı ölmüş gibi değerlendirilerek onun payı diğer hak
sahiplerine geçer.


Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan
arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır.
Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip
etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler.Bu takdirde ret, sulh hâkimi
tarafından daha sonra gelen mirasçılara bildirilir; bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse
reddetmiş sayılırlar.


Mirasın en yakın mirasçıların tümü tarafından reddedilmesi halinde, sulh hukuk
mahkemesi, mirası iflas hükümlerine göre tasfiye edecektir. Miras mirası reddedenin yerini alan
mirasçılara geçmez. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak
sahiplerine verilir. En yakın mirasçılar değil de mirasın yalnızca murisin altsoyunun tümü
tarafından reddedilmesi halinde bunların payı sağ kalan eşe geçer.

Mirasın Reddi Beyanının İptali

Kanun koyucu reddi miras beyanının iptaline izin verir düzenleme öngörmemiştir. Ancak
ret beyanı, TBK genel hükümler kapsamında iradeyi sakatlayan hallerden biri neticesinde
verilmişse, yanılma, aldatma, korkutma sonucu yapılan ret işlemi için iptal talebinde
bulunulabilir. Mirasçı ret beyanının iptalini genel hükümler dairesinde dava yolu ile ileri
sürecektir.

Mirasçıların Alacaklılarının Korunması

TMK 617’ye göre malvarlığı borcuna yetmeyen yani aciz halinde olan mirasçı,
alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi,
kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden itibaren altı ay içinde reddin
iptali hakkında dava açabilirler. Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir.
Tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden
alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise, ret geçerli
olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir. Kanun koyucu böylelikle
borcu ödemekten kaçınmak amacıyla mirası reddeden mirasçıların alacaklıların haklarının
korunmasını amaçlamıştır.

Mirasbırakanın Alacaklılarının Korunması

TMK 618’e göre borca batık bir mirası reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı,
ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri
vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar. Kanun koyucu bu hükme bir
istisna getirerek olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen çeyizi bu sorumluluğun
dışında tutmuştur. Ayrıca 618/3 fıkrasında getirilen hükümle iyiniyetli mirasçılar, ancak geri
verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu tutulmuş, böylelikle iyiniyetle mirası
reddeden mirasçılar korunmuştur. Bu husus Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2015/2123 E.,
2015/7239 sayılı kararının “…Davacılar, murisin alacaklısıdır. Kanun koyucu murisin alacaklılarına
mirasçıların mirası ret hakkından mahrum olduklarının tespiti davası açma imkanı tanımıştır.

Ödemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar onun alacaklarına karşı ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer
ölçüsünde sorumlu olurlar ( m. 618 f.l). Murisin alacaklılarının korunması aşağıdaki koşulların
gerçekleşmesine bağlıdır. Bunun için; Miras açılmış olmalıdır. Ödemeden aciz bir muris bulunmalıdır.
Miras süresinde reddedilmelidir. Reddeden mirasçıya kazandırma yapılmış olmalıdır. Mirasın kayıtsız
şartsız reddi kararının iptali davalı tüm mirasçılara yöneltilmelidir. Bu konuda açılacak dava herhangi bir süreye tabi değildir. Kanun koyucu mirası reddin iptali için altı aylık hak düşürücü süreyi mirasçıların
alacaklarının korunması için koymuştur ( m. 617 f.1)…” gerekçesiyle de ifade edilmiştir.

Mirasın Reddinde Avukatlar İçin Özel Vekaletname Zorunluluğu

Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin
Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasçının vekille temsil edilmesi halinde mirasın reddi yetkisini
içeren özel vekaletname sunulması zorunludur. Buna göre genel vekaletname ile vekil tayin
edilen avukatlar, müvekkil adına mirasın reddi beyanında bulunamaz ve müvekkili bununla ilgili
davalarda temsil edemez.


Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/5640 E., 2017/5405 sayılı kararının “…Dava, mirasın
hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen
tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır ( m. 605/2 ). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun
610.maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş
olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 606.
maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu
davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca
Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün
39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur…
Ayrıca, davacının verdiği vekaletnamede mirasın reddini içeren özel yetki bulunmadığından davacı
vekiline özel yetkiyi içeren vekaletname sunması için süre verilmesi ve bu eksikliğin tamamlattırılarak
sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken bu hususun gözardı edilmesi de yerinde değildir…”
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/13823 E., 2017/7231 sayılı kararının “…Mirasçılar Türk
Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş
duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni
Kanunu’nun 606.maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet
yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı
mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına
İlişkin Tüzüğün 39/2.fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da
zorunludur…” gerekçeleri ile özel vekaletname zorunluluğu vurgulanmıştır.


AV. CANSU ÖNÇLER
SAMSUN BAROSU

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!