Kamu Görevlisinin Ticareti Suçu Nedir?

Kamu görevlisinin ticareti suçu Türk Ceza Kanunu madde 259’da düzenlenmiştir. Cezası 6 aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Düzenleme şu şekildedir:

  • “Yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak, bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışan kamu görevlisi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”

Düzenlemeden de anlaşılacağı üzere TCK madde 259 özgü suçlardandır. Bu suç sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilir.

Bu suçun oluşabilmesi için failin sadece kamu görevlisi olması yeterli olmayıp aynı zamanda yürüttüğü bu kamu görevinden faydalanmak suretiyle ticaret yapması gerekmektedir.

Kamu görevlisinin ticareti suçu aynı zamanda seçimlik cezalı bir suçtur. Hakim hapis cezasına hükmedebileceği gibi adli para cezasına da hükmedebilir.

Kamu görevlisinin ticareti suçu Eskişehir Avukat

Kamu Görevlisinin Ticareti Suçu

Yüksek Mahkeme Kararları

Y.5.C.D. E. 2013/10339 K. 2014/613 K.T. 20.01.2014

ZİMMET SUÇU

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA VE GÖREVİ İHMAL SUÇU

SAĞLIK SARF MALZEMELERİNİN RAYİÇ BEDELLERİNDEN ÇOK DAHA YÜKSEK FİYATLARLA ALIMLARI YAPILARAK KURUMUN ZARARA UĞRATILDIĞI

ÖZETİ: İhalelerin gerçekleştirildiği tarihler itibariyle piyasa rayiçleri ile yapılan teklifler ve tercihe layık görülen tekliflerin değer ve uygunluklarının ayrı ayrı mukayese edilip değerlendirilmesinden sonra, özellikle “suça konu malzemelerin suç tarihleri itibarıyla saptanacak ortalama rayiç fiyatları ile ihale bedelleri arasında idare aleyhine fark bulunup bulunmadığı”, varsa söz konusu idarenin zararına olan işlemlerin neler olduğu, suça konu edilen malzemelerin satın alındığı firmalara haksız bir çıkar sağlanıp sağlanmadığı, sağlanmışsa tutarının ne kadar olduğu ve bunlara ilişkin işlemlerde öngörülen usul ve uygulamalara aykırı davranılıp davranılmadığı, kasıtlarını belirleme bakımından sanıkların menfaat sağlama sürecindeki konumları, görevleri ve hangi ölçüde etkili oldukları, menfaatin kime sağlandığı ve biçimi hususlarında ayrıntılı rapor alındıktan sonra hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği nazara alınmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması kanuna aykırıdır.

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle 26/09/2003 gün ve 2003/55 sayılı iddianameyle K. K., F. K.’a 1, 3, 9. K. K., F. K.’a 4, K. K.’a 5, 10 ve 11. bölümlerde yüklenen basit zimmet suçlarından verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

28/10/2003 gün ve 2003/44 sayılı iddianame ile K. K., Y. A., F. K.’a atılı görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal, 26/09/2003 gün ve 2003/55 sayılı iddianamenin Y. A.’a 4 ve 10. bölümlerinde yüklenen basit zimmet ve 8. bölümünde yüklenen 765 sayılı TCK’nın 208. maddesinde düzenlenen devlet namına malzeme alım satımında memurun ticaret yapması, K. K.’a 2. Bölümde yüklenilen ikna suretiyle irtikap, K. K. ve F. K.’a 6. bölümde yüklenilen cebri irtikap suçlarına dair hükümlerin incelenmesinde;

K. K. ve F. K.’a yüklenen cebri irtikap eyleminin sübutu halinde ancak görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği anlaşılmakla bu suç ve K. K., Y. A., F. K.’a atılı görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçlarının yasa maddelerinde öngörülen cezalarının tür ve tutarına nazaran 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave dava zamanaşımına tabi olduğu son suç tarihi olan 2003 yılı ile inceleme günü arasında bu sürenin,

Y. A.’a yüklenen ve sübutu halinde ancak basit zimmet suçunu oluşturabileceği anlaşılan fiillerin yasa maddesinde öngörülen cezanın tür ve tutarına nazaran 765 sayılı TCK’nın 102/4. maddesinde belirlenen 10 yıllık, aynı Kanunun 208. maddesinde düzenlenen devlet namına malzeme alım satımında memurun ticaret yapması suçuna karşılık gelen 5237 sayılı TCK’nın 259 ve K. K.’a yüklenen aynı Kanunun 250/2. maddesinde yer alan ikna suretiyle irtikap suçlarının ise zamanaşımı bakımından lehe bulunan cezalarının üst sınırı itibariyle 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde belirlenen 8 yıllık asli zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanıkların sorgularının yapıldığı 27/10/2003 ve 13/04/2005 tarihleri ile inceleme günü arasında bu sürelerin,

Gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden belirtilen sanıklar haklarında açılan söz konusu kamu davalarının aynı Yasanın 322 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

26/09/2003 gün ve 2003/55 sayılı iddianameyle sanıklar K. K., Y. A. ve F. K. haklarında ihaleye fesat karıştırmak, K. K., F. K. ve Y. A. haklarında 7 ve 12. bölümlerde yer alan nitelikli zimmet suçlamaları ile ilgili kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde ise;

K. K. ve F. K.’ın sorgu tarihleri ve 765 sayılı TCK’nın 106. maddesi gözetilerek zamanaşımı süresinin Y. A. yönünden dolmadığı anlaşılmakla;

Şabanözü Hasan Alpay Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi müdürü olan sanık K. K. ile ayniyat saymanı F. K. ve ambar memuru Y. A.’ın, kuruma alınan ancak eksik olduğu belirlenen 74.750 kg kömür ile 23/06/2006 tarihli bilirkişi raporunda ifade edilen toplam 15.542,70 TL’lik eksik alınmış yiyecek malzemeleri üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüklerinin bulunması nedeniyle bu eylemlerinin zincirleme basit zimmet suçunu oluşturduğu ve ayrı ayrı cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden dosya kapsamı ve oluşa uygun düşmeyen gerekçeler, yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde beraat kararları verilmesi,

765 sayılı TCK’nın 205. maddesindeki suçun maddi unsurunun sanığın kendisi ve üçüncü şahıslar lehine haksız çıkar sağlamak olduğu, bu öğenin gerçekleşmesi halinde ihaleye fesat karıştırma suçunun oluşacağı gözetildiğinde; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişleri Durmuş Şimşek ve İbrahim Berber tarafından düzenlenip savcılığa sunulan 07/08/2003 gün, 71-38 sayılı yazıları içeriğine göre, iddianameye konu edilen sağlık sarf malzemelerinin rayiç bedellerinden çok daha yüksek fiyatlarla alımları yapılarak kurumun zarara uğratıldığı şeklindeki iddia karşısında,

Suça konu malzemelerin özellikleri, nitelik ve sayıları da gösterilmek suretiyle suç tarihi itibarıyla ortalama rayiç bedellerinin ne kadar olduğunun ilgili mercilerden sorulup tespitinden sonra, dosyanın konunun uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak kurula tevdii edilerek, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişleri tarafından tespit edilen mevzuata aykırılık ve usulsüzlüklerin ilgili oldukları her bir ihale kararı ile ayrı ayrı ilişkilendirilerek irdelenmesi suretiyle; ihalelerin gerçekleştirildiği tarihler itibariyle piyasa rayiçleri ile yapılan teklifler ve tercihe layık görülen tekliflerin değer ve uygunluklarının ayrı ayrı mukayese edilip değerlendirilmesinden sonra, özellikle “suça konu malzemelerin suç tarihleri itibarıyla saptanacak ortalama rayiç fiyatları ile ihale bedelleri arasında idare aleyhine fark bulunup bulunmadığı”, varsa söz konusu idarenin zararına olan işlemlerin neler olduğu, suça konu edilen malzemelerin satın alındığı firmalara haksız bir çıkar sağlanıp sağlanmadığı, sağlanmışsa tutarının ne kadar olduğu ve bunlara ilişkin işlemlerde öngörülen usul ve uygulamalara aykırı davranılıp davranılmadığı, kasıtlarını belirleme bakımından sanıkların menfaat sağlama sürecindeki konumları, görevleri ve hangi ölçüde etkili oldukları, menfaatin kime sağlandığı ve biçimi hususlarında ayrıntılı rapor alındıktan sonra hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği nazara alınmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.01.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.


Y.5.C.D. E. 2012/11157 K. 2013/12324 K.T. 17.12.2013

ZİMMETE SEBEBİYET VERME SUÇU

Kamu görevlisinin ticareti suçu

ÖZETİ: Sanığın PTT Merkez Müdürlüğü’nde gişe memuru olarak görev yaptığı sırada okullardan düşük bedelle temin ettiği posta pullarını, kısım kısım toplu gönderilerde satmak suretiyle menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin ise kamu görevlisinin ticareti suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi, Sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; …PTT Merkez müdürü M… ve posta gişelerinin kontrolünden sorumlu şefler olan İ…, M… ve O…’nın, asil ve vekil olarak görev yaptıkları dönemlerin belirlenerek sonucuna göre O…’ın gişe hasılatlarını geç yatırma eylemlerinin tespiti hususunda denetim görevlerini ihmal edip etmedikleri ve bu suretle zimmete sebebiyet verme suçunu işleyip işlemedikleri araştırılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde beraat kararları verilmesi yasaya aykırıdır.

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Sanık E. U. hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle atılı suçtan verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

Sanık O… hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanığın 20 Haziran 2008 ile 21 Nisan 2009 tarihleri arasında gişesinde toplanan hasılatı günlük olarak yatırması gerekirken 2 gün ile 55 gün arasında değişen sürelerle üzerinde tutarak yatırdığının anlaşılması karşısında, bu paraları uhdesinde bulundurduğu süre içinde temin ettiği nema miktarı tespit edildikten sonra, zincirleme surette basit kullanma zimmeti suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde dosya içeriğine ve oluşa uygun olmayan gerekçelerle beraetine karar verilmesi,

Sanığın … PTT Merkez Müdürlüğü’nde gişe memuru olarak görev yaptığı sırada okullardan düşük bedelle temin ettiği posta pullarını, kısım kısım toplu gönderilerde satmak suretiyle menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin ise TCK’nın 259. maddesine uyan kamu görevlisinin ticareti suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi,

Sanıklar …hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

…PTT Merkez müdürü M… ve posta gişelerinin kontrolünden sorumlu şefler olan İ…, M… ve O…’nın, asil ve vekil olarak görev yaptıkları dönemlerin belirlenerek sonucuna göre O…’ın gişe hasılatlarını geç yatırma eylemlerinin tespiti hususunda denetim görevlerini ihmal edip etmedikleri ve bu suretle zimmete sebebiyet verme suçunu işleyip işlemedikleri araştırılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde beraat kararları verilmesi,

Sonuç: Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Y.11.H.D. E. 2013/6254 K. 2013/9715 K.T. 13.05.2013

Kamu görevlisinin ticareti suçu

Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.01.2013 tarih ve 2013/39-2013/39 D.İş. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İzzet Başara tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkili banka ile borçlu şirket arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesine istinaden borçlu şirkete kullandırılan teminat mektubu kredisinin ödenmemesi üzerine kredi hesaplarının kat edildiğini ve 205.022,95 TL banka alacağının tahsili amacıyla hesap kat ihtarının noter aracılığı ile borçlu şirket ve kredi sözleşmesinin müteselsil kefili olan diğer borçlu gerçek kişilerin bilinen adreslerine tebliğe çıkarıldığını ancak borcun ödenmediğini ileri sürerek, alacağın temini bakımından borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İİK’nun 257 ve devamı maddelerine göre hesap özetinin tarafların belirtilen adreslerine tebliğe çıkarılması gerektiği, tebliğ edilip edilmediği aranmaksızın haciz talep edilebileceği ancak dosyada noter aracılığı ile ihtarname gönderildiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, İİK’nun 257. maddesindeki şartların mevcut olmadığı gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir.

Talep, genel kredi ve teminat sözleşmesine dayalı olarak ihtiyati haciz istemine ilişkin olup mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca alacaklı banka tarafından kredi hesabının kat edilerek Mersin 1. Noterliği’nin 17.01.2013 Tarih ve 982 Yevmiye nolu hesap kat ihtarının karşı taraf borçlulara tebliğe çıkarıldığı ve talep dilekçesi ekinde de hesap kat ihtarının bir suretinin dosyaya sunulduğu anlaşılmıştır. Alacağın muaccel hale gelebilmesi için kredi hesabının kat edilmesi yeterli olup, ayrıca buna ilişkin ihtarnamenin borçlulara tebliği gerekli değildir. Bu durumda, ihtiyati haczin şartları oluştuğundan mahkemece, talebin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde borçlulara noter aracılığı ile ihtarname gönderildiğine dair bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Eskişehir Avukat Mahmut UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!