Göreve İlişkin Sırrın Açıklanması Suçu

Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu Türk Ceza Kanunu madde 258’de düzenlenmiştir. Cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır.

Bu suç Asliye Ceza Mahkemelerinin görev alanına girer.

Madde düzenlemesi şu şekildedir:

  • Görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer tebligatı açıklayan veya yayınlayan veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştıran kamu görevlisine, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra, birinci fıkrada yazılı fiilleri işleyen kimseye de aynı ceza verilir.
Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu Eskişehir avukat

Göreve İlişkin Sırrın Açıklanması Suçu

Yüksek Mahkeme Kararları

Y.5.C.D. E. 2014/10023 K. 2018/90 K.T. 10/01/2018

SUÇ : Göreve ilişkin sırrın açıklanması
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
… hakkında uygulanan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri sırasında elde edilen görüşme kayıtları, CMK’nın 135. maddesinin 8. fıkrasında sayılan katalog suçlar arasında göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunun bulunmaması sebebiyle CMK 138/2. madde gereğince tesadüfi delil olarak kabul edilemeyip dışlandığında, dosya arasında bulunan ve yine mahkemenin gerekçesine konu polis memuru tanık …’nün yeminli beyanı, sanığın ikrarı, GBT sorgu kayıtları ve sorgu ekran çıktısı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tebliğnamede fiilin hukuka uygun şekilde delillendirilmediği gerekçesiyle bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Başka bir soruşturma kapsamında CMK’nın 135. maddesi uyarınca iletişiminin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasına karar verilen …’ın, … İl Emniyet Koruma Şube Müdürü olan sanık … ile yaptığı telefon görüşmesi sırasında yakını olan … hakkında arama kaydı olup olmadığı hususunda bilgi talep etmesi üzerine sanık …’in polis memuru olan …’yü aradığı ve GBT sorgulaması yapmasını istediği, …’den…’ın aranan şahıslardan olmadığını öğrendikten sonra da …’ı arayarak bu bilgiyi verdiği iddia ve kabul olunan olayda,
Suç tarihinde hakkında arama kaydı bulunmayan …’ın, bizzat veya avukatı aracılığıyla emniyet birimlerine başvurarak, sanık tarafından …’a
-2-
iletilen bilgiyi alabileceği, dolayısıyla “hakkında arama kaydı bulunmadığına ilişkin” bu bilginin TCK’nın 258. maddesinde sayılan “gizli kalması gereken belge, karar, emir ve diğer tebligat” niteliğinde değerlendirilemeyeceği, bu itibarla somut olayda göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı, ancak; Bilgi Toplama Yönergesinin 21/f maddesine göre sanığın polis memuru …’den görevi gereği bilgi alma imkanı bulunduğu da gözetilip,… ya da avukatı dışında 3. bir şahsa telefonla bilgi vermek suretiyle kamunun zararı veya kişilerin mağduriyetine neden olma ya da kişilere haksız menfaat sağlama biçimindeki objektif cezalandırma koşullarından birinin gerçekleşip gerçekleşmediği ve eyleminin TCK’nın 257/1. maddesi uyarınca icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmayacağı denetime imkan verecek şekilde tartışılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Ceza asgari hadden verilmesine rağmen denetim süresinin TCK’nın 51/3. maddesine aykırı biçimde gerekçesiz olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle fazla tayini,
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, 53/5. maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/06/2008 gün, 2008/149-163, 13/11/2007 gün, 2007/171-235 sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin CMK’nın 231/5-6. maddesindeki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu nazara alınmadan, “sanığa verilen cezanın ertelenmiş olması nedeniyle” şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle CMK’nın 231/5. maddesinin uygulanmaması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 10/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Y.5.C.D. E. 2015/8967 K. 2015/17008 K.T. 04/12/2015

Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan şüpheliler M.. Ö.. ve A.. A.. hakkındaki soruşturma evresi sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/11/2014 tarihli ve 2014/53313 soruşturma, 2014/55773 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulüne ve soruşturmanın genişletilerek gereği yapılmak üzere dosyanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliğince verilen 23/03/2015 tarihli ve 2015/125 Değişik İş sayılı Kararın;
Dosya kapsamına göre; İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliğince, göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunu işlediği iddia olunan şüpheliler hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca soruşturma izni alınmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinden bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, şüphelilerin üzerine atılı göreve ilişkin sırrın açıklanması suçuna ilişkin soruşturmanın genel hükümlere tabi olduğu, keza 4483 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi gereğince görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine ilişkin hükümlerin saklı tutulduğu nazara alındığında, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli, 02/07/2015 gün ve 94660652-105-35-5824-2015-13887/44293 sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulü ile İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliğince verilen 23/03/2015 tarihli ve 2015/125 Değişik İş sayılı Kararın CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 04/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Y.12.C.D. E. 2018/797 K. 2018/3590 K.T. 28.03.2018

Suç : Göreve ilişkin sırrın açıklanması
Hüküm : Beraat

Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
İlçe Jandarma komutanı olarak görev yapan sanığın, içkili bir lokantada buluştuğu ilçe halkından bazı şahıslara, ateşli silah ve mühimmat kaçakçılığı suçundan haklarında soruşturma yürütülen şüphelilerle ilgili iletişimin tespitine ilişkin karar içeriklerinden açıklamalarda bulunmak suretiyle şüphelilerin haklarındaki soruşturmadan haberdar olmalarına ve suç delillerini gizlemelerine sebebiyet verdiğinin iddia edildiği olayda;
Dosya kapsamına göre; sanığın mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasından dolayı sanık hakkında beraat kararı verilmesine dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, iddianamede ve iddianame yerine geçen son soruşturmanın açılması kararında TCK’nın 258. maddesindeki göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu olarak nitelendirilen eylemin, iddianamedeki ve iddianame yerine geçen son soruşturmanın açılması kararındaki anlatım gözetilerek TCK’nın 285. maddesindeki gizliliğin ihlali suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte ise de, hukuki nitelendirmenin sonuca etkili olmadığı anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni olarak kabul edilmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, mahalli Cumhuriyet savcısının sübuta ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Y.5.C.D. E.2014/6781 K.2016/8476 K.T. 20/10/2016

SUÇ : Göreve ilişkin sırrın açıklanması
HÜKÜM : Beraat

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Uzman jandarma olan sanığın karakol komutanı ile başka bir olaydan dolayı yaşadığı sorunun etkisi ile ona zarar vermek amacıyla, istihbarat klasöründe bulunan “ASAF Muhtemel Olayları Değerlendirme Yıllık Formunu” nöbetçi olduğu gün alarak çoğalttıktan, komutanının imzasının altına ona ait isim kaşesini bastıktan ve evrakın alt kısmını müstear ad ile köy halkından şahıslar tarafından yazılmış izlenimi verecek şekilde şikayet içerikli cümleleri kızına yazdırdıktan sonra postaneden Cumhurbaşkanlığı ve bir takım kamu kurum ve kuruluşlarına göndererek göreve ilişkin sırrı açıkladığı iddiası üzerine yapılan yargılamada sanık hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yetkili merciden soruşturma izni alınmadan dava açılmış ve yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz gerekçesinin bu hususu içermediği, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğu iddiasına dayandığı, bu konu hakkında olsa bile CYUY’nın 309. (CMK’nın 290. maddesi) maddesinin; “Maznunun lehine olan hukuki kaidelere muhalefet, maznunun aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet Müddeiumumîliğine bir hak vermez.” şeklinde düzenlendiği, Ceza Genel Kurulunun 25/09/2007 gün, 2007/6-189 Esas , 2007/188 Karar nolu ilamında da benzer görüşün benimsendiği, bu itibarla soruşturma izni alınması hususunun sanık lehine konulmuş bir usul hükmü olduğu ve bunun ihlali halinde Cumhuriyet Savcısının sanık aleyhine temyize hakkının bulunmadığı; keza sanığın üzerine atılı göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunda ifade edilen sırrın kamu idaresinin yürütülmesi ve işleyişine ilişkin bilgi ve belgeleri kapsadığı, suç sayılan bir fiile ilişkin açıklama bu suçu oluşturmayacağı gibi, kamu görevlisinin görevi nedeniyle öğrendiği suçları bildirmekle de yükümlü olduğu, somut olayda da sanığın komutanı tarafından tanzim edilen formun suç teşkil ettiğini düşündüğü
için ihbar ettiğini savunduğu ve TCK’nın 135. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesinin suç olarak kabul edildiği, kişilerin ırk, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep veya diğer inançlarının da bu kapsamda olduğu, 136. maddesinde ise kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişinin cezalandırılmasının düzenlendiği ve mahkeme tarafından da ilgili görevliler hakkında 5237 sayılı TCK’nın 135 ve 137/1-a kapsamında gereğinin takdir ve ifası için Perşembe Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu cihetle ve açıklanan bu gerekçelerle birlikte tüm dosya kapsamından sanığın üzerine atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan O yer Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 20/10/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Y.5.C.D. E. 2015/6305 K. 2019/10779 K.T. 18/11/2019

SUÇ : Göreve ilişkin sırrın açıklanması, icbar suretiyle irtikap (sanık … hakkında), icbar suretiyle irtikap suçuna yardım etme (sanık … hakkında)
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık … müdafin yasal koşulları bulunmayan vaki duruşma isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihinde … İlçe Jandarma Komutanlığı Merkez Karakolunda uzman jandarma çavuş olarak görev yapan sanık …’in, Söğüt Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturmaya esas olmak üzere müşteki …’un evinde arama yapılacağı bilgisine jandarma karakolunda görev yapması nedeniyle ulaştığı, arama yapılacağını diğer sanık … aracılığı ile müşteki…’a haber verdiği anlaşılmakla; soruşturma aşamasında alınmış bir arama kararından ikametinde arama yapılacak şahsın haberdar edilmesi eyleminin TCK’nın 285. maddesinde düzenlenen gizliliğin ihlali suçunu oluşturacağı, 05/07/2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 92. maddesi ile söz konusu maddede yapılan değişiklik de nazara alınarak, maddenin değişiklik öncesi ve sonrası bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa değerlendirmesi yapılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanıklar … ve … hakkında, irtikap edilen menfaatin 750 TL olduğu nazara alınarak, TCK’nın 250/4. madde ve fıkra hükmünün uygulanması gerektiği gözetilmeden, söz konusu hükmün uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık … hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması sırasında, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar sadece 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmasından yasaklanmasına karar verilmesi yerine, hangi hak ve yetkiye ilişkin olduğu gösterilmeksizin maddenin tümünü kapsayacak ve “1 yıl kadar”, “6 yıl kadar” şeklindeki ibarelerle infazda tereddüt oluşturacak biçimde kararlar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 18/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Y.5.C.D. E. 2018/6587 K. 2022/3726 K.T. 13/04/2022

SUÇ : Göreve ilişkin sırrın açıklanması
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suç tarihinde Amasya İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünde V.H.K.İ. olarak görev yapan sanığın, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 9. maddesinde düzenlenen yasağa rağmen … isimli vatandaşa gizli olan nüfus kütük kayıtlarını göstermek suretiyle üzerine atılı suçu işlediği kabul edilerek hakkında yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmiş ise de;
5237 sayılı TCK’nin “göreve ilişkin sırrın açıklanması” suçunu düzenleyen 258/1. maddesinde “Görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer tebligatı açıklayan veya yayınlayan veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştıran kamu görevlisine, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir” hükmüne yer verildiği, madde gerekçesinde “Maddede, kamu görevine ilişkin sırrın ifşası cezalandırılmaktadır. Söz konusu suç, gizli kalması gereken hususları açıklamak, yayınlamak veya ne suretle olursa olsun bunlardan başkasının bilgi edinmelerini kolaylaştırmak suretiyle oluşacaktır. Suçun faili, bir kamu görevlisi olacaktır. Suçun konusu, ifa edilen kamu göreviyle ilgili olan ve gizli tutulması yani sır olarak saklanması gereken bilgilerdir” denildiği, burada yer alan “sır” ibaresinin “Varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey”, “ifşa” ibaresinin ise “Gizli bir şeyi açığa çıkarma, yayma” (Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlük) anlamlarına geldiği, ayrıca Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 43. maddesinde “Kişinin aile kütüğündeki kaydının çıkarılması ve aslına uygunluğunun nüfus müdürlüğünce onanması ile elde edilen nüfus kayıt örnekleri, aksi ispat edilene kadar geçerlidir. Nüfus kayıt örneği, istenme nedeni ve hangi amaçla kullanılacağının belirtildiği yazılı istek olmadan verilemez. Ancak kişinin kimliğini kanıtlayan resmî bir belge ile şahsen başvurması halinde yazılı müracaat aranmaz…” ve 44. maddesinde de “nüfus kayıt örneğini kaydın sahiplerinin nüfus müdürlüklerinden doğrudan almaya yetkili olduğu” yönünde düzenlemelerin yer aldığı,
Sanık ve tanık …’in aşamalardaki benzer anlatımlarından; kimliği sanıkça bilinen tanığın, üstsoyunun soyadında bir değişiklik olup olmadığını öğrenmek ve bu kapsamda soyadını değiştirmek hususlarında nüfus kaydına ilişkin bilgi almak amacıyla il müdürlüğüne geldiğine ve devamında mahkemece oluşa uygun olarak kabul edilen eylemin gerçekleştiğinde bir tereddüt bulunmadığı, bunun yanında hükme esas alınan ve olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisi olan tanıklar … ve …’in ifadelerinde sanık ile …’in üçüncü bir şahsa ait nüfus bilgilerini inceledikleri yönünde bir anlatımın da bulunmadığı,
Tüm bu bilgiler ve yasal düzenlemeler ile dosyadaki mevcut deliller ışığında somut olay değerlendirildiğinde; nüfus kayıt örneğini kaydın sahibi olarak nüfus müdürlüğünden doğrudan almaya yetkili olan …’in sözlü talebi üzerine kimliğini bildiği bu şahsa yardımcı olmak amacıyla ilgiliyi tescil odasına götüren sanığın, görevlilerin yerinde olmaması nedeniyle adı geçenle birlikte odaya girip şahsa ait nüfus kayıtlarını birlikte incelemek şeklindeki eyleminde, TCK’nin 258. maddesinin düzenlenmesindeki amaca aykırı davranış bulunmadığı, sanığın suç işleme kastıyla hareket etmediği, kaldı ki nüfus kayıt örneğini her zaman doğrudan almaya yetkili olan …’e bu bilgilere ilişkin belgelerin açıklanmasının yukarıda değinildiği şekilde sır olarak saklanması gereken bilgilerin ifşası niteliğinde olmadığından suçun yasal unsurlarının da oluşmadığı nazara alınıp sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu TCK’nin 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 13/04/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Eskişehir Avukat Mahmut UYANIK saygıyla sunar.

Avukat Mahmut Rasul UYANIK ile İletişime Geçin!